Bir belediye başkanının geride bıraktığı iz, yalnızca yaptığı yollarla, köprülerle ya da kavşaklarla ölçülmez.
Bazı şehirlerde asıl ölçü, geçmişe nasıl davranıldığıdır.
Bursa da böyle bir şehir.
Çünkü Bursa’da bir duvarı kaldırdığınızda başka bir dönem görünür. Bir sokağın altından yüzyılların izi çıkar. Günlük koşuşturmanın içinde fark etmeden yanından geçtiğimiz pek çok yapı, şehrin hafızasını taşır.
Alinur Aktaş’ın Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemine bu açıdan bakıldığında, tarihî mirasa yönelik çalışmalar ayrı bir yerde duruyor.
Elbette Alinur Aktaş döneminde ulaşım, altyapı, sosyal belediyecilik, çevre ve kentsel dönüşüm gibi birçok alanda çalışma yapıldı. Bunların her biri kendi içinde değerlendirilmeyi hak ediyor.
Ancak yıllar sonra Alinur Aktaş dönemi konuşulduğunda bazı eserlerin adı daha çok anılacak.
Bursa Mevlevihanesi…
Zindankapı…
Süleyman Çelebi Külliyesi için atılan adımlar…
Ulu Cami ve Hanlar Bölgesi’nin çevresini kapatan yapıların kaldırılması…
Bu çalışmaların ortak bir tarafı vardı.
Alinur Aktaş, Bursa’ya yeni bir kimlik vermeye çalışmaktan çok, şehrin zaten sahip olduğu kimliği yeniden görünür hâle getirmeyi tercih etti.
Alinur Aktaş Bursa’nın hafızasına dokundu
Bursa uzun yıllar hızlı büyümenin bedelini tarihî merkezinde ödedi.
Tarihî eserlerin çevresi yapılarla kapandı. Meydanlar daraldı. Siluet bozuldu. Şehrin en kıymetli eserleri tabelaların, dükkânların, araçların ve plansız yapılaşmanın arasında sıkıştı.
Bursa’nın geçmişi kaybolmamıştı.
Sadece görünmez olmuştu.
Alinur Aktaş döneminde yürütülen tarihî miras projelerini bu nedenle yalnızca restorasyon çalışmaları olarak görmek eksik kalır.
Alinur Aktaş’ın ortaya koyduğu yaklaşım, geçmişle bugün arasındaki bağı yeniden kurmaya dayanıyordu.
Bu anlayışın en güçlü örneklerinden biri Bursa Mevlevihanesi oldu.
1615 yılında kurulan Bursa Mevlevihanesi, zaman içinde büyük ölçüde ortadan kalkmıştı. Alinur Aktaş’ın başkanlığı döneminde yürütülen çalışmalarla yapı yeniden ayağa kaldırıldı ve 2023 yılında hizmete açıldı.
Bursa Mevlevihanesi aynı yıl, 98 yıl aradan sonra yeniden Şeb-i Arus törenine ev sahipliği yaptı.
Bu, yalnızca tarihî bir binanın yeniden yapılması değildi.
Çünkü mevlevihane dört duvardan ibaret değildir.
Musiki vardır.
Edebiyat vardır.
İnsan vardır.
Sabır, terbiye ve maneviyat vardır.
Alinur Aktaş’ın bu projedeki en önemli tercihi, yapının yalnızca seyredilen bir tarih dekoru olarak kalmamasıydı. Mevlevihane; sema programları, sergiler ve kültür etkinlikleriyle yeniden yaşayan bir mekana dönüştü.
Bir tarihî eseri ayağa kaldırmak önemlidir.
Onun ruhunu yaşatmak ise daha kıymetlidir.
Zindankapı’da karanlığın içinden kültür çıktı
Bursa’nın tarihî surları yıllarca günlük hayatın kenarında duran taş duvarlar gibi görüldü.
Oysa bu surlar, şehrin Bitinya’dan Osmanlı’ya uzanan binlerce yıllık hikâyesinin parçalarıydı.
Zindankapı da bu hikâyenin en güçlü noktalarından biriydi.
Yaklaşık 2 bin 300 yıllık geçmişe sahip Zindankapı, Alinur Aktaş döneminde tamamlanan restorasyon çalışmalarıyla 2021 yılında kültür ve sanat mekanı olarak Bursa’ya kazandırıldı.
Alinur Aktaş’ın burada yaptığı tercih dikkat çekiciydi.
Zindankapı yalnızca restore edilip ziyarete açılabilirdi. İnsanlar gelir, taş duvarlara bakar ve birkaç dakika sonra ayrılırdı.
Ancak Alinur Aktaş yönetimindeki Bursa Büyükşehir Belediyesi, bu alanı sanatla buluşturdu.
Bir zamanlar insanların kapatıldığı zindan hücrelerinde sergiler açıldı. Kültür programları düzenlendi. Çocuklar tarihî surların içinde masallar dinledi.
Karanlık bir geçmişe sahip olan mekan, hayatın içine katıldı.
Geçmişi korumanın en doğru yollarından biri, ona bugünün dünyasında yeni bir işlev vermektir.
Alinur Aktaş döneminde Zindankapı’da yapılan tam olarak buydu.
Elbette açılış yapmak tek başına yeterli değildir. Böyle alanların sürekli etkinliklerle beslenmesi, bakımının yapılması ve genç kuşaklarla bağ kurması gerekir.
Fakat Alinur Aktaş’ın Zindankapı’yı Bursa’nın kültür hayatına yeniden kazandırması, şehir adına önemli bir adımdı.
Başkanlık konutundan vazgeçen irade
Bursa, Süleyman Çelebi’nin şehridir.
Yüzyıllardır düğünlerde, cenazelerde, kandillerde ve evlerde okunan Vesîletü’n-Necât, halkın bildiği adıyla Mevlid, bu şehirde yazıldı.
Buna rağmen Süleyman Çelebi’nin türbesi ve çevresi, taşıdığı anlamla aynı ölçüde güçlü bir şehir alanına sahip değildi.
Alinur Aktaş döneminde gündeme gelen Süleyman Çelebi Külliyesi projesi bu nedenle sıradan bir çevre düzenlemesi değildi.
Alinur Aktaş’ın ailesiyle birlikte kullandığı, yaklaşık 62 yıldır belediye başkanlık konutu olarak hizmet veren yapı 2023 yılında yıkıldı.
Bu kararın sembolik bir tarafı vardı.
Alinur Aktaş, belediye başkanına ayrılmış bir konuttan vazgeçerek alanın halka ve Süleyman Çelebi’nin hatırasına açılmasını sağladı.
Her belediye başkanı yeni bir hizmet binası açabilir.
Her belediye başkanı bir makam alanından vazgeçemez.
Alinur Aktaş’ın bu kararı, Bursa’nın kültürel değerlerini kişisel ya da kurumsal kullanımdan daha önde tuttuğunu gösteren önemli bir adımdı.
Yaklaşık 10 dönümlük alanın Süleyman Çelebi Külliyesi ve halka açık bir yaşam alanı olarak düzenlenmesi için süreç başlatıldı.
Ancak burada hakkı teslim ederken gerçeği de doğru anlatmak gerekiyor.
Süleyman Çelebi Külliyesi, Alinur Aktaş döneminde tamamlanmış bir eser değildir. Proje hazırlanmış, başkanlık konutu kaldırılmış ve önemli bir başlangıç yapılmıştır.
Alinur Aktaş bu dönüşümün iradesini ortaya koymuştur.
Projeyi tamamlamak ise sonraki yönetimlerin sorumluluğundadır.
Şehir yönetimleri değişebilir.
Doğru projeler yarım bırakılmamalıdır.
Süleyman Çelebi’nin adı, siyasi dönemlerin ve makam değişikliklerinin üzerinde tutulmalıdır.
Alinur Aktaş Ulu Cami’nin önündeki perdeyi kaldırdı
Alinur Aktaş döneminin Bursa’nın tarihî merkezindeki en görünür çalışması, Çarşıbaşı ve Hanlar Bölgesi dönüşümü oldu.
Yıllarca Bursa’ya gelen bir ziyaretçi, Ulu Cami’yi ve tarihî hanları çevredeki yoğun yapılaşmanın arasından görmeye çalıştı.
Kentin en kıymetli tarihî bölgesi, sonradan yapılan binaların arkasında kaldı.
Alinur Aktaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olarak en zor kararlardan birini burada aldı.
Kamulaştırmalar yapıldı.
Binalar yıkıldı.
Yıllardır tartışılan dönüşüm için somut adımlar atıldı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Bursa Büyükşehir Belediyesi işbirliğinde yürütülen projede yaklaşık 20 bin metrekarelik bir meydan hedeflendi.
Ulu Cami ve tarihî hanların çevresi açıldı.
Bursa’nın merkezindeki beton perde büyük ölçüde kaldırıldı.
Bu projenin arkasında ciddi bir siyasi ve idari irade vardı. Çünkü şehir merkezindeki binaları kamulaştırmak, iş yerlerini taşımak ve yıllardır oluşmuş düzeni değiştirmek kolay değildir.
Alinur Aktaş bu riski aldı.
Bugün Ulu Cami artık uzaktan daha rahat görülebiliyor. Hanlar Bölgesi ile şehir arasındaki görsel bağ güçlendi. İnsanların durabileceği, soluklanabileceği ve tarihî dokuyu izleyebileceği geniş bir alan oluştu.
Bu sonuç, Alinur Aktaş döneminin en önemli şehircilik miraslarından biridir.
Ancak proje hakkında söylenecek eleştiriler de var.
Tarihî bir alanın çevresini açmak tek başına yeterli değildir. Meydanın gölgelendirilmesi, yeşil doku, oturma alanları, bölge esnafının durumu ve alanın günlük hayatla ilişkisi sürekli değerlendirilmelidir.
Bursa sıcak yazları olan bir şehir.
İnsanların yalnızca geçip gittiği geniş taş zeminler değil, oturabildiği ve vakit geçirebildiği yaşayan meydanlar gerekir.
Alinur Aktaş’ın başlattığı ve büyük ölçüde tamamladığı bu dönüşümün gelecekte nasıl yaşatılacağı da en az yapım süreci kadar önemlidir.
Dört proje, tek bir şehir anlayışı
Bursa Mevlevihanesi, Zindankapı, Süleyman Çelebi Külliyesi ve Ulu Cami çevresi birbirinden bağımsız dört çalışma gibi görülebilir.
Aslında hepsi aynı anlayışın parçalarıdır.
Alinur Aktaş’ın Bursa’ya bakışında tarihî miras, yalnızca korunması gereken eski yapılardan oluşmuyordu.
Bu miras, şehrin geleceğine yön verecek bir kimlik meselesiydi.
Alinur Aktaş döneminde Hisar’dan Hanlar Bölgesi’ne, surlardan inanç ve kültür mekânlarına uzanan bir tarih hattı kurulmaya çalışıldı.
Alinur Aktaş’ın başarısı, tarihî yapıları tek tek ele almanın ötesine geçerek Bursa’nın merkezini bütünlük içinde düşünmesiydi.
Elbette hiçbir dönem kusursuz değildir.
Eksikler oldu.
Tartışılan kararlar oldu.
Tamamlanamayan projeler kaldı.
Ancak eleştiri yapmak, yapılan doğru işleri görmezden gelmek anlamına gelmemelidir.
Alinur Aktaş’ın tarihî miras konusundaki iradesi Bursa adına teslim edilmesi gereken bir gerçektir.
Alinur Aktaş döneminden Bursa’ya kalan iz
Bir belediye başkanının dönemi sona erdiğinde makam odası boşalır.
Tabelalar değişir.
Yeni yönetimler gelir.
Fakat şehre yapılan işler kalır.
Alinur Aktaş’ın Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden tarih alanında kalan güçlü bir iz vardır.
Alinur Aktaş döneminde Bursa Mevlevihanesi yeniden ayağa kalktı.
Alinur Aktaş döneminde Zindankapı kültür ve sanatla buluştu.
Alinur Aktaş, Süleyman Çelebi Külliyesi için kullanılan başkanlık konutunun yıkılması kararını aldı.
Alinur Aktaş, Ulu Cami ve Hanlar Bölgesi’nin önündeki beton yapıların kaldırılması için yıllardır beklenen iradeyi gösterdi.
Bunlar küçümsenecek işler değildir.
Şimdi görev, Alinur Aktaş döneminde Bursa’ya kazandırılan bu alanları korumaktır.
Eksik kalan projeleri tamamlamaktır.
Bu eserleri yaşayan mekanlar haline getirmektir.
Çünkü bir şehre hizmet etmek yalnızca yeni binalar yapmak değildir.
Bazen bir binayı yıkmaktır.
Bazen bir makamdan vazgeçmektir.
Bazen tarihin önündeki perdeyi kaldırmaktır.
Alinur Aktaş’ın Bursa’nın tarihî mirasına bıraktığı en belirgin iz de budur.
Bursa’nın hafızası zaten oradaydı.
Alinur Aktaş, o hafızanın üzerindeki örtüyü kaldırdı.
