1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. İrem Eylül Kurt
  4. İki yılda iki şampiyonluk… Şimdi sırada eve dönüş var
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İki yılda iki şampiyonluk… Şimdi sırada eve dönüş var

featured

Bazen bir kulübün yeniden ayağa kalkması için yalnızca para yetmez.

İyi futbolcular da yetmez.

Yeni bir teknik direktör getirirsiniz.

Transferler yaparsınız.

Büyük sözler söylersiniz.

Ama insanlar size inanmıyorsa hiçbir şey değişmez.

Bursaspor’un son iki yılda başardığı en önemli şey, yalnızca iki lig birden çıkmak değildi.

Bursaspor yeniden inanmayı öğrendi.

Taraftar yeniden tribüne koştu.

Şehir yeniden takımının etrafında birleşti.

Yeşil-beyazlı forma yeniden umut anlamına gelmeye başladı.

Bugün Özlüce’de yapılan koşulara, Bolu’daki ağır antrenmanlara veya Düzce’deki taktik çalışmalara bakarken bu gerçeği unutmamak gerekiyor.

Bu takım sıradan bir yeni sezon hazırlığı yapmıyor.

Bu takım, iki yıldır devam eden büyük dönüş yolculuğunun belki de en kritik sezonuna hazırlanıyor.

Bundan iki yıl önce tablo çok farklıydı

Bir an için 2024 yılının mayıs ayına dönelim.

Bursaspor, Süper Lig şampiyonluğu yaşamış bir kulüp olmasına rağmen Türk futbolunun son profesyonel ligi olan 3. Lig’e kadar gerilemişti.

Transfer tahtası uzun süredir kapalıydı.

Kulübün geleceğine ilişkin soru işaretleri büyüktü.

Borçlar konuşuluyordu.

Kaybedilen oyuncular konuşuluyordu.

Boşalan tribünlerden, kırılan umutlardan ve Bursa’nın takımından uzaklaşmasından söz ediliyordu.

Bir zamanlar Türkiye’nin futbol düzenini değiştiren o büyük şampiyon, ayakta kalmaya çalışıyordu.

İşte Enes Çelik böyle bir dönemde göreve geldi.

26 Mayıs 2024’te Bursaspor’un 33’üncü başkanı seçildiğinde, kulübü yeniden Süper Lig’e taşımak için çalışacaklarını söyledi. Söylemek kolaydı. Çünkü Bursaspor’da daha önce de çok söz verilmişti. Taraftar artık söz değil, somut adım görmek istiyordu.

Enes Çelik yönetiminin önünde yalnızca bir futbol takımı kurma meselesi yoktu.

Önce güveni yeniden kurmak gerekiyordu.

Sonra ekonomiyi toparlamak…

Transfer tahtasını açmak…

Şehri harekete geçirmek…

Sponsorları geri getirmek…

Tribünle yönetim arasındaki bağı onarmak…

Ve bütün bunları yaparken sahada şampiyon olacak bir takım oluşturmak gerekiyordu.

Kolay değildi.

Hatta birçok kişiye göre neredeyse imkânsızdı.

Enes Çelik’in en büyük başarısı şehri yeniden inandırmak oldu

Başkanların başarısı genellikle yapılan transferlerle ölçülür.

Kaç futbolcu geldi?

Kaç para harcandı?

Takım kaç puan topladı?

Bunların hepsi önemlidir.

Ancak Enes Çelik dönemini yalnızca transferlerle veya puan tablosuyla değerlendirmek eksik kalır.

Çünkü bu dönemde yapılan en büyük iş, Bursaspor ile Bursa arasındaki duygusal bağın yeniden güçlendirilmesiydi.

İş dünyası yeniden kulübün kapısından içeri girdi.

Sponsorlarla yeni anlaşmalar yapıldı.

Yönetim kurulu ve kulüp çevresindeki isimler önemli mali sorumluluklar üstlendi. Kulübün 2025’te paylaştığı mali genel kurul belgelerine göre Enes Çelik, yönetim kurulu ve diğer kurul üyelerinin toplam katkısı 240 milyon liraya ulaştı.

Fakat mesele yalnızca verilen para değildi.

Ortaya bir hedef konuldu.

Bir plan hazırlandı.

İnsanlara, “Bu kulüp sahipsiz değil” duygusu verildi.

Taraftar da karşılığını verdi.

2024-2025 sezonunda Türkiye Kupası maçları hariç 33 bin 520 kombine satıldı. Takım, iç saha karşılaşmalarında 41 bin 500 seyirci ortalamasına ulaştı. Alt liglerde mücadele eden bir takım için değil, Türkiye’deki herhangi bir kulüp için olağanüstü sayılabilecek bir tablo ortaya çıktı.

Bursaspor’un gerçek gücü tam da burada yeniden ortaya çıktı.

Şehir inandığında, o tribünler doluyor.

Tribünler dolduğunda, o forma ağırlaşıyor.

Forma ağırlaştığında da rakipler Bursa’ya yalnızca maç oynamaya değil, büyük bir atmosferin karşısına çıkmaya geliyor.

İlk şampiyonluk bir kurtuluştu

2024-2025 sezonunda kazanılan 3. Lig şampiyonluğu yalnızca bir üst lige çıkmak anlamına gelmiyordu.

O şampiyonluk, karanlık bir tünelden çıkıştı.

Bursaspor uzun süre sonra yeniden kazanan, hedef koyan ve hedefini gerçekleştiren bir kulüp görüntüsü verdi.

Tribünler doldu.

Şehir yeşil-beyaz bayraklarla süslendi.

Çocuklar yeniden Bursaspor forması giymeye başladı.

Belki de en önemlisi buydu.

Çünkü bir kulübün geleceği yalnızca kasasındaki parayla değil, sokakta formasını giyen çocukların sayısıyla ölçülür.

İlk şampiyonluk, taraftara şunu söyledi:

“Dönüş başladı.”

Fakat asıl tehlike de burada ortaya çıkabilirdi.

İlk başarıdan sonra rahatlamak…

Bir üst ligde zaman kaybetmek…

“Bu sezon alışma sezonu olsun” demek…

Bursaspor bunu yapmadı.

Enes Çelik yönetimi hedefi küçültmedi.

Çıtayı yeniden yükseltti.

İkinci şampiyonluk tesadüf olmadığını gösterdi

Bir kez şampiyon olabilirsiniz.

Doğru kadro kurarsınız.

Rakipler hata yapar.

Bir rüzgâr yakalarsınız.

Sezon sonunda kupayı kaldırırsınız.

Ama üst üste ikinci kez şampiyon olmak başka bir şeydir.

Bu kez herkes sizi tanır.

Herkes size karşı daha dikkatli oynar.

Her deplasmanda yenilmek istenen takım siz olursunuz.

Beklenti büyür.

Baskı artar.

Bursaspor bütün bunların altından kalktı.

2025-2026 sezonunda 2. Lig’i en yakın rakibinin dokuz puan önünde tamamladı. Yeşil-beyazlılar 34 maçta 25 galibiyet ve beş beraberlik alarak şampiyonluğa ulaştı ve Trendyol 1. Lig’e yükseldi.

İkinci şampiyonluk çok önemli bir mesajdı.

İlk şampiyonluk bir heyecanın sonucu değildi.

Ortada işleyen bir yapı vardı.

Doğru veya yanlışlarıyla bir yönetim modeli vardı.

Mali disiplin arayışı vardı.

Sportif hedef vardı.

En önemlisi de zaman kaybetmeme kararlılığı vardı.

Bursaspor iki yılda iki basamak çıktı.

Daha birkaç sezon önce geleceği tartışılan kulüp, artık Süper Lig’e dönüşün hesabını yapmaya başladı.

Başkan hedefi gizlemiyor

Enes Çelik yeni sezon için hedefi saklamıyor.

“Önce ligde kalalım.”

“Biraz alışalım.”

“Sonrasına bakarız.”

Demiyor.

İki yıldır kaybedilmediği gibi bu sezon da zaman kaybetmeden Süper Lig’e çıkmayı planladıklarını açıkça söylüyor.

Bazıları bu hedefi fazla iddialı bulabilir.

Trendyol 1. Lig kolay bir lig değil.

Bütçeler daha büyük.

Kadrolar daha tecrübeli.

Deplasmanlar daha zor.

Birçok takım Süper Lig hedefiyle sezona başlayacak.

Ancak Bursaspor’un da artık saklanacak bir hedefi yok.

Bu kulübün gerçek yeri alt ligler değil.

Taraftar bunu biliyor.

Yönetim bunu biliyor.

Futbolcuların da bilmesi gerekiyor.

Fakat büyük hedefler yalnızca duyguyla gerçekleşmez.

Doğru kadro gerekir.

Sabır gerekir.

Soğukkanlılık gerekir.

Mali yapıyı bozmadan sportif başarıyı yakalamak gerekir.

Enes Çelik yönetiminin bu sezon vereceği en büyük sınav da bu olacak.

Çünkü 3. Lig’den çıkmak zordu.

  1. Lig’den çıkmak daha zordu.

Ama Süper Lig’in kapısını açmak çok daha farklı bir mücadele gerektirecek.

Şimdi bu kamplara başka gözle bakmak gerekiyor

Bursaspor’un 27 Haziran’da Özlüce’de başlayan yeni sezon hazırlıklarını bu geçmişten bağımsız değerlendiremeyiz.

Futbolcular koştu.

Laktat testlerinden geçti.

Dar alanda pas çalıştı.

Kuvvet ve dayanıklılık antrenmanları yaptı.

Bolu kampında fiziksel yük artırıldı.

Düzce’de tempo yükseldi.

Taktik çalışmalar yoğunlaştı.

Batman Petrol Spor karşısında ilk provalardan biri yapıldı.

Shakhtar Donetsk gibi güçlü bir rakip karşısında takımın seviyesi test edildi.

Dışarıdan bakıldığında bunlar her futbol takımının yaptığı sezon öncesi çalışmalarıdır.

Ama Bursaspor için durum biraz farklı.

Bu antrenmanlarda yalnızca kaslar güçlenmiyor.

Üçüncü bir şampiyonluğun temeli atılıyor.

Her koşu, Süper Lig’e biraz daha yaklaşabilmek için yapılıyor.

Her taktik çalışma, iki yıldır devam eden yükselişi yarıda bırakmamak için gerçekleştiriliyor.

Her futbolcu, yalnızca yeni sezona değil, Bursa’nın büyük beklentisine hazırlanıyor.

Mustafa Er’in omuzlarındaki yük ağır

Teknik Direktör Mustafa Er’in işi kolay değil.

Önünde iki sezon üst üste şampiyon olmuş bir takım var.

Arkasında elli bine yaklaşan bir tribün gücü var.

Yönetimin açık biçimde ortaya koyduğu Süper Lig hedefi var.

Kısacası herkes başarı bekliyor.

İki şampiyonluktan sonra insanlar doğal olarak üçüncüsünü hayal ediyor.

Fakat futbol geçmişte kazanılan kupalara bakmıyor.

Yeni sezon başladığında herkes sıfır puanla sahaya çıkacak.

Dünkü şampiyonluk, yarının maçını kazandırmayacak.

Mustafa Er’in önce geçmiş başarıların oluşturduğu baskıyı yönetmesi gerekiyor.

Takımın mücadele gücünü korurken hücum üretkenliğini artırması gerekiyor.

Yeni oyuncuları sisteme adapte etmesi gerekiyor.

Taraftarın sabırsızlığını sahadaki enerjiye dönüştürmesi gerekiyor.

Shakhtar Donetsk karşısında gol yenmemesi savunma disiplini açısından değerliydi.

Ancak bu ligde yalnızca direnmek yetmez.

Bursaspor’un oyunu yönetmesi, gol bulması ve özellikle kendi sahasında rakiplerine üstünlük kurması gerekecek.

Çünkü bu takım artık sürpriz yapmaya çalışan bir ekip değil.

Bu takım, herkesin yenmek isteyeceği şampiyonluk adaylarından biri.

Taraftar bu hikâyenin seyircisi değil, ortağıdır

Bursaspor’un son iki yıldaki yükselişini yalnızca başkana, yönetime, teknik heyete veya futbolculara yazmak doğru olmaz.

Bu hikâyenin en büyük ortaklarından biri taraftardır.

  1. Lig’de tribünleri dolduran da onlardı.

Deplasman yollarına düşen de…

Kombine alan da…

Forma alan da…

Takım kötü oynadığında öfkelenen, iyi oynadığında bütün şehri ayağa kaldıran da…

Bursaspor taraftarı kulübüne yalnızca destek vermedi.

Kulübün yeniden büyük hissetmesini sağladı.

Bir takım 3. Lig’de oynarken tribünlerinde 40 binin üzerinde insan varsa, artık o lig yalnızca kâğıt üzerinde oynanıyor demektir.

O kalabalık, rakibe Bursaspor’un nereden geldiğini hatırlattı.

Futbolculara da nereye gitmeleri gerektiğini gösterdi.

Şimdi aynı birlikteliğe belki de daha fazla ihtiyaç var.

Çünkü yeni ligde her maç kolay kazanılmayacak.

Puan kayıpları olacak.

Kötü oyunlar olacak.

Tartışmalar yaşanacak.

İşte gerçek şampiyonluk yürüyüşü tam o günlerde belli olacak.

Takımın yalnızca kazandığı gün yanında olmak kolaydır.

Asıl mesele, sendelediğinde omuz vermektir.

Enes Çelik’in önündeki asıl sınav şimdi başlıyor

Enes Çelik iki yılda iki şampiyonluk yaşayan yönetimin başkanı olarak şimdiden Bursaspor tarihinin dikkat çeken isimlerinden biri haline geldi.

Transfer tahtasının açılması…

Şehrin yeniden kulüp çevresinde toplanması…

İş dünyasının harekete geçirilmesi…

Tribünlerin dolması…

Mali disiplin vurgusu…

Üst üste gelen iki şampiyonluk…

Bunların hiçbiri küçümsenemez.

Ancak futbol acımasızdır.

Dün yaptıklarınız için teşekkür eder, sonra yarın ne yapacağınızı sorar.

Şimdi Enes Çelik’in önünde daha büyük bir görev var.

Sportif hedef uğruna kulübün ekonomik geleceğini tehlikeye atmamak…

Başarı baskısı altında plansız kararlar vermemek…

Kadro mühendisliğini doğru yapmak…

Bursaspor’u yalnızca Süper Lig’e çıkacak değil, orada kalıcı olacak bir yapıya kavuşturmak…

Çünkü bu şehir yalnızca bir kez daha Süper Lig’e yükselmek istemiyor.

Aynı acıları yeniden yaşamamak istiyor.

Bursaspor’un geçmişteki düşüşünden çıkarılacak en büyük ders budur.

Başarı kadar sürdürülebilirlik de önemlidir.

Şampiyonluk kupaları müzede durur.

Yanlış mali kararların faturası ise yıllarca ödenir.

Enes Çelik yönetiminin gerçek mirası, yalnızca kaç şampiyonluk kazandığıyla değil, kulübü nasıl bir ekonomik ve kurumsal yapıya bıraktığıyla ölçülecek.

İki yılda iki kupa… Peki üçüncüsü gelir mi?

Bugün Bursa’da herkesin aklında aynı soru var.

Üçüncü şampiyonluk gelecek mi?

Bunu şimdiden bilmek mümkün değil.

Futbolun güzelliği de burada.

Bazen en iyi kadro şampiyon olamaz.

Bazen sakatlıklar bütün planı bozar.

Bazen bir hakem kararı sezonun yönünü değiştirir.

Bazen hiç beklemediğiniz bir futbolcu çıkar ve bir şehrin kaderine dokunur.

Ancak şu kadarını söyleyebiliriz:

Bursaspor iki yıl önce bulunduğu yerde değil.

Dağılmış bir görüntü vermiyor.

Hedefsiz değil.

Yalnız değil.

Arkasında yeniden ayağa kalkmış bir şehir, dolu tribünler ve ne istediğini açıkça söyleyen bir yönetim var.

Şimdi bütün bunların sahadaki karşılığını görme zamanı.

Bu kez yolun sonunda yalnızca bir kupa yok

Bursaspor’un önündeki sezon, son iki yıldan farklı.

İlk şampiyonluk kurtuluştu.

İkinci şampiyonluk yükselişin tesadüf olmadığını gösterdi.

Üçüncü hedef ise eve dönüş anlamına geliyor.

Süper Lig, Bursaspor’un hafızasında yalnızca bir lig değildir.

2010’un sevincidir.

İbrahim Yazıcı’nın hatırasıdır.

Timsah Arena’ya yürüyen binlerce insanın heyecanıdır.

Avrupa geceleridir.

Bursa’nın Türkiye’ye, “Anadolu’dan da şampiyon çıkar” diye haykırdığı yerdir.

Bu nedenle yeni sezonun hikâyesi yalnızca puanlardan oluşmayacak.

Her maç, kaybedilen yılları geri alma mücadelesi olacak.

Her galibiyet, Süper Lig’e biraz daha yaklaşmak anlamına gelecek.

Her puan kaybı, sabrın sınandığı bir gün olacak.

Enes Çelik ve yönetimi iki yılda büyük bir güven oluşturdu.

Futbolcular iki yılda iki şampiyonluk getirdi.

Taraftar iki yıldır üzerine düşenden fazlasını yaptı.

Şimdi sıra bu büyük birlikteliği bir kez daha sahaya taşımakta.

Kolay mı?

Değil.

Rakipler güçlü mü?

Evet.

Baskı büyük mü?

Hem de çok büyük.

Ama Bursaspor’un hikâyesi zaten hiçbir zaman kolay yazılmadı.

Bu kulüp en dibe kadar indi.

Oradan kalktı.

Birinci basamağı çıktı.

Ardından ikinci basamağı da geçti.

Şimdi önünde son bir büyük kapı duruyor.

O kapının arkasında Süper Lig var.

İki yıldır bu şehre yeniden hayal kurduran Başkan Enes Çelik’in, yönetimin, teknik ekibin, futbolcuların ve büyük Bursaspor taraftarının önünde yeni bir sayfa açılıyor.

Bu sezon yalnızca yeni bir sezon değil.

Bu sezon, yarım kalan bir hikâyeyi tamamlama fırsatı.

Bursaspor artık sadece hazırlanmıyor.

Bursaspor evine dönmeye hazırlanıyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter