Kargoyu Ben Taşıdım, Hizmeti Onlar Verdi…

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
featured

Kargo mesaj attı:

“Gönderiniz dağıtıma çıkarılmıştır.”

İnsan seviniyor.

Sanki yıllardır görmediği akrabası geliyor.

Evden çıkmıyorsun.

Duşa girmiyorsun.

Elektrik süpürgesini çalıştırmıyorsun.

Kapı çalarsa duyamam diye televizyonu sessize alıyorsun.

Kargo beklemiyorsun.

Askerî operasyon yönetiyorsun.

Saat on oluyor.

Kargo yok.

On iki oluyor.

Kargo yok.

Üç oluyor.

Kargo hâlâ dağıtımda.

Bu dağıtım nerede yapılıyor?

Orta Asya’da mı?

Saat beşe doğru telefonuna mesaj geliyor:

“Adresinizde bulunamadığınız için teslimat gerçekleştirilememiştir.”

Ben evdeyim.

Kapı evde.

Zil evde.

Kedi bile evde.

Bir tek kargocu yok.

Arıyorsun:

“Beyefendi, ben bütün gün evdeydim.”

“Zile bastım.”

Hangi zile bastın?

Belediye başkanının ziline mi?

Benim zil bugün yıllık izinde değildi.

Kargocu ısrar ediyor:

“Kapıyı açan olmadı.”

Çünkü kapıya gelen olmadı.

İnsan gelmeden kapı nasıl açılsın?

Kapı bu.

Duygusal destek hattı değil.

Bir de kanıt olarak fotoğraf çekiyorlar.

Fotoğrafta tanımadığın bir bina.

“Teslimat adresi.”

Bizim bina değil.

Bizim mahallenin bile değil.

Belki Bulgaristan.

Ama sistemde teslimat denenmiş.

Sistem çok önemli.

Kargocu gelmemiş olabilir.

Adres yanlış olabilir.

Fotoğraf başka ülkeye ait olabilir.

Ama sistem hata yapmaz.

Sisteme göre sen evde yoksun.

Bir an kendinden şüphe ediyorsun:

Ben gerçekten evde miyim?

Belki bütün gün evde olduğumu sandım.

Belki ben de başka adresteyim.

Kargo insanın mekânsal kimliğini bozuyor.

Sonra paket şubeye gidiyor.

Şube nerede?

Şehrin sanayi bölgesinde.

Otobüs gitmiyor.

Navigasyon yolu bilmiyor.

Kuş uçsa yorulur.

Kargoyu eve getirmemek için evinden daha uzak bir yere götürüyorlar.

Şubeye gidiyorsun.

“Kimliğiniz?”

Veriyorsun.

“Takip numarası?”

Gösteriyorsun.

“Dağıtıma çıkmış.”

Onu biliyoruz.

Hatta hâlâ çıkıyor olabilir.

Belki paket dünyayı dolaşıyor.

Görevli depoya giriyor.

On dakika yok.

Yirmi dakika yok.

Sonra geliyor:

“Paket burada görünmüyor.”

Nerede görünüyor?

“Sistemde burada.”

Fiziken?

“Dağıtımda olabilir.”

Dağıtımdayken şubede, şubedeyken dağıtımda.

Kargo değil.

Kuantum fiziği.

Paket aynı anda hem var hem yok.

Sonunda kutu bulunuyor.

Kutu ezilmiş.

Bir köşesi açık.

Üzerinde “Kırılabilir” yazıyor.

Bu yazı çalışanlara uyarı değil herhâlde.

Meydan okuma.

“Kırılabilir.”

Onlar da:

“Görelim bakalım,” demişler.

Paketi alıp eve dönüyorsun.

Bir gününü kaybetmişsin.

Üç otobüs değiştirmişsin.

Kargoyu kendin taşımışsın.

Ama sistemde hâlâ şu yazıyor:

“Alıcıya teslim edildi.”

Doğru.

Alıcı, kendisine teslim etti.

Modern hizmet anlayışı budur.

Sen sipariş verirsin.

Sen beklersin.

Sen şubeye gidersin.

Sen paketi bulursun.

Sen eve getirirsin.

Sonra telefonuna mesaj gelir:

“Teslimat hizmetimizi değerlendirir misiniz?”

Değerlendiririm.

Kargoyu ben taşıdım.

Maaşı da bana yatırın.