Hayatı 2x Hızda Yaşamaya Başladık

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir video açıyoruz.

Normal hız?

Yavaş geliyor.

1.5x.

Yetmedi.

2x.

Adam daha cümlesini bitirmeden beynimiz öbür cümleyi istiyor.

Podcast dinliyoruz, hızlandırıyoruz.

Eğitim videosu izliyoruz, hızlandırıyoruz.

Sesli mesaj geliyor, onu bile 2x dinliyoruz.

Bir arkadaşımız üç dakikalık ses kaydı atsa, içimizden ilk geçen şey şu oluyor:

“Bunu niye yazmadın?”

Galiba artık bilgiye ulaşmak yetmiyor.

Bilginin bize hızlı ulaşmasını istiyoruz.

Sorun zaman değil, tahammül

İşin komik tarafı şu:

20 dakikalık videoya “çok uzun” diyoruz.

Ama iki saat boyunca 15 saniyelik videoları izleyebiliyoruz.

Demek ki bizim zamanımız yok değil.

Bizim beklemeye tahammülümüz yok.

Bir insan konuşurken duraklıyor.

Rahatsız oluyoruz.

Film sahnesi biraz uzun kalıyor.

Telefonu elimize alıyoruz.

Bir yazının ilk iki paragrafında istediğimizi bulamazsak aşağı kaydırıyoruz.

Beynimiz sürekli şunu söylüyor:

“Daha hızlı bir şey yok mu?”

Var.

Her zaman var.

Ve sorun da zaten bu.

2x sadece videoda kalmıyor

Bir süre sonra hız alışkanlığı gerçek hayata da taşınıyor.

Karşımızdaki insan derdini anlatırken sonuca gelmesini bekliyoruz.

Bir işi öğrenirken hemen sonuç almak istiyoruz.

Bir ilişkide karşı tarafı tanımaya sabrımız azalıyor.

Bir kitap yavaş ilerliyorsa bırakıyoruz.

Bir konuda iyi olmak için aylar gerektiğini duyunca hevesimiz kaçıyor.

Çünkü ekran bize yıllardır şunu öğretiyor:

Beğenmedin mi?

Geç.

Yavaş mı?

Hızlandır.

Uzun mu?

Özetle.

Sıkıldın mı?

Sonraki.

Ama hayatın kendisinde 2x tuşu yok.

Keşke olsa.

Pazartesi sabahını 4x yapardık.

Toplantıyı 8x.

Tatil gününü de 0.5x izlerdik.

Maalesef sistem böyle çalışmıyor.

Peki odak neden zorlaştı?

Çünkü beynimizi sürekli yeni uyarana alıştırıyoruz.

Bir video.

Yeni bir video.

Mesaj.

Bildirim.

Müzik.

Başka bir ekran.

Sonra masaya oturup yarım saat tek bir işe odaklanmaya çalışıyoruz.

Beyin de haklı olarak şaşırıyor:

“Yeni içerik ne zaman geliyor?”

Gelmediğinde sıkılıyor.

Biz de buna “odak problemim var” diyoruz.

Belki gerçekten odak problemimiz vardır.

Ama belki de dikkatimizin hız ayarını sürekli en sona dayıyoruz.

Her şeyi hızlandırınca ne kaybediyoruz?

Bir insanın ne söylediğini duyabiliriz.

Ama nasıl söylediğini kaçırabiliriz.

Bir filmin hikâyesini anlayabiliriz.

Ama duygusunu kaçırabiliriz.

Bir kitabın özetini öğrenebiliriz.

Ama bizi neden etkilediğini hiç yaşamayabiliriz.

Bilgi hızlanıyor.

Ama anlayış aynı hızda ilerlemiyor.

Belki de bazı şeylerin yavaş olması kusur değildir.

Bazı düşüncelerin oturması gerekir.

Bazı cümlelerin biraz beklemesi.

Bazı insanların anlatması.

Bazı şeylerin de sıkıcı olması.

Çünkü odak dediğimiz şey, yalnızca dikkatimizi verebilmek değil.

Sıkıldığımızda hemen kaçmamayı da öğrenebilmek.

Artık her şeyi 2x hızda tüketiyoruz.

Tek sorun şu:

Hayatı da hızlandırdığımızı sanıyoruz.

Oysa sadece onu daha hızlı geçiyor olabiliriz.

Rüzgar Aslan

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı

Yapay zeka yanlış bilgi üretebilir